Ali Koç Kovulan Yardımcı Teknik Ekibin Yenilgi İçin Uğraştıklarını Açıkladı

4 gün önce 0
Ali Koç Kovulan Yardımcı Teknik Ekibin Yenilgi İçin Uğraştıklarını Açıkladı
Ali Koç Kovulan Yardımcı Teknik Ekibin Yenilgi İçin Uğraştıklarını Açıkladı

Fenerbahçe’nin bu sezon neden çok sayıda yenilgi aldığı belli oldu. Ali Koç, Fenerbahçe’den kovulan Aykut Kocaman’ın yardımcı teknik adamlarının Fenerbahçe’nin yenilmesi ve Cocu’nun takımdan gönderilmesi için yaptığı çalışmaları açıkladı.

Aykut Kocaman’ın yardımcıları Cocu’yu takımdan göndermek için çalışmış. Ali Koç bu arkadaşlarla sıkıntılı bir süreç yaşayacağız ifadesiyle haklarında yasal işlem başlatılabileceğinin sinyalini verdi.

Ali Koç şunları ifade etti:

Kadro dışı bırakılan hocalarla başlayalım. Ben geçen hafta dergi yazısına, değişime direnç gösterenler olduğundan bahsettim ve bunlarla da ilgili gerekli önlemler alacağımı söyledim. Bunları söylerken, neyin ne olduğunun farkında olan, bir anlayışla, bir yaklaşımla söyledim. Çünkü biz tespit ettiğimiz, son derece de rahatsız olduğumuz, o günden sonra da bizi öfkelendirecek gelişmelere de tanık olduk ve Cuma günü kadro dışı ve hocalarla ilgili bir açıklama yaptık.

Bunu da bir plan çerçevesinde yaptık, bekledik. Görelim kim ne diyecek? Söz konusu kişiler nasıl davranacak? Konuyu nerelere çekecekler? Medyada nasıl sızıntılar yaşayacağız? Dostu ve düşmanımızı da görmüş olduk. Kimin nasıl davranacağını da görmüş olduk. Herkes şöyle bir içini döktü. Hatta bir sürü yalan, yanlış, gerçek dışı spekülasyonlar üzerinden, her zaman olduğu gibi programlar yapıldı, iddialarda bulunuldu ve söz sırası bize geldi.

Öncelikle bir sezon başına gelmemiz lazım. Detaylı anlatmaya ihtiyacım var. Aykut hocamızla ilgili görüşmelerimiz, istişarelerimiz oldu ve herkesin bildiği gibi hoca değişikliğine gitmeye karar vermiştik.

Aykut hocamızla konuştuğumuz konulardan bir tanesi de teknik ekibiydi. Hocamız teknik ekibinin gayet iyi olduğunu, başarılı olduğunu ifade etti. Biz yumuşak bir geçiş olsun; zaten hoca, sportif direktör değişiyor, teknik kadronun kalmasının orta vadede çok daha mantıklı olduğunu, bu geçiş dönemine katkı sağlayacaklarını, yardımcı olacaklarını düşündük.

Sonra Aykut hocamızla konuştuğumuz zaman, dedi ki, ‘Benim ekibimle yollarınızı ayırırsanız, ne olur haklarını koruyun. Çünkü ben çalışana kadar onların bir işi olmayacak. Ben bir yere geçersem de onları yanıma alacağım.’ Tabii ki dedik. Sezon açılışına birkaç gün kala bu ekip istifa etti.

Ben de hocamızı aradım, bir yanlış anlama mı var? Haklarını koruyun dediğiniz zaman, yani çalışın, çalışmayacaksanız da haklarını verin, mağdur olmasınlar demiş oluyorsunuz. Hocamız da sağ olsun her halde bir yanlış anlama var dedi ve ekibine talimat verdi ki bu yumuşak geçiş döneminde bizlerle çalışması için. Şimdi buraya bu kadar senelerce emek vermiş insanların bizim gözümüzde katma değeri olur diye düşündük. Hocamız da zaten olumlu referans vermişti, dolayısıyla güvendik. Comolli de olumlu referans vermişti. Dolayısıyla yola çıktık. Şimdi burada 4 ayın sonunda neler oldu? Baktığınız zaman keşke 4 ay önce bu adamı atsaydık, teşekkür edip el sıkışsaydık bugün de bunları konuşmuyor olurduk noktasına geldik. Ama biz ne yapmaya çalıştıysak, bilhassa başında değil ama 1-2 ay sonra, bir dirençle karşılaştığımızı, değişime çok fazla inanç olmadığını, en küçük bir yeniliğin sanki yepyeni bir icat çıkarılıyormuş gibi karşılandığını, algılandığını, böyle yayıldığını ve eski düzenin daha iyi olduğunu, yeni düzenden bir şey olmayacağını, olamayacağını, sanki eski düzenin devam etmesi gerektiğine ve maalesef bu bazı oyunculara, Samandıra’daki personele de yayıldı, olumsuz etki yaptı.

Burada bir rapor okuyacağım ve işin nereden nereye geldiğini göreceğiz. 7-8 kişilik bir ekip bu ekip, geçen seneden kalan ekip. Bir kısmı yıllardır çalışıyor, bir kısmı yeni gelmiş. Şimdi biz 28 Haziran’da başlıyoruz sezona. Yeni teknik ekip eşliğinde başladık. Bir önceki sezon idari menajer yardımcısı görevinde olan Arda Keskin adındaki bir arkadaşımız salon çalışmalarının bir kısmını yapmakla görevlendiriliyor.

İlerleyen haftalarda teknik direktör tarafından çalışmalar yetersiz bulunuyor ve kendisinin yerine başkası oraya konuluyor. Yeni bir görev verilemeyeceği için de anlaşarak yollarımızı ayırıyoruz. Bu gelişme tabii hepsini değil ekipte birkaç kişiye, bilhassa yollarımızı ayırdığımız 3 kişiye çok olumsuz etki yapıyor. Görüyoruz ki bu arkadaşlara verilen konularda, sorumluluklarda aksaklıklar yaşanmaya başlıyor.

İlerleyen günlerde teknik direktörlük yardımcılığına Erwin Koeman getiriliyor. Onun getirilmesiyle birlikte yardımcı antrenör Turgay Altay’ın bazı yetkileri Erwin’e devrediliyor. Bu durum sonrasında bu kişiler yeni teknik ekibe yol gösterme, yardımcı olma konusunda fark edilir bir şekilde çaba göstermemeye başlıyorlar.

Arka arkaya olumsuz sonuçlar gelmeye başlıyor ve takım içinde sorunları nasıl aşarız, ne tür çözüm yolları buluruz, görüşmeleri yapılıyor. Bunlardan yardımcı antrenör Turgay Altay, aynen bu kelimelerle “Bana ne, Benim sorunum mu? Fenerliler düşünsün” diye beyanları oluyor ve bunu aleni bir şekilde yapıyor. Bir kaç kez tesiste, farklı ortamlarda tekrarlanıyor.

Bu süreçte yardımcı antrenör olarak verilen görev dışında gerek saha antrenmanları gerek takım içerisinde sorumluluk almamaya çaba gösteriyor ekip. Özellikle saha antrenman sırasında, umursamaz tavırlar. Oyuncular, yapılan antrenman yüklemeleri sonucu; maça yorgun çıktıklarını söylüyorlar. Bunu da performans antrenörü Alper Aşçı’ya iletiyorlar ancak kendisi, bunu teknik direktörün istediğini, onun talebi olduğunu ifade ediyor ve oyuncularla teknik kadro arasında bir sıkıntı yaşanmaya başlıyor.

Halbuki incelendiği zaman oyuncuların bu serzenişinin teknik direktöre iletilmediği ortaya çıkıyor. Ondan sonra Kayserispor maçı sonrası, 2 gün sonra yoğun bir antrenman gerçekleştiriliyor. Ertesi gün dayanıklılık testi yapılıyor. Testin hemen arkasından 90 dakikalık bir çalışma daha gerçekleştiriliyor. Program böyle ve oyuncular bu çalışma düzenine tepki gösteriyorlar. Durumu teknik direktöre iletiyorlar. Etraflıca yapılan inceleme sonucunda uygulanan dayanıklılık testinin zamanlamasının ve sonrasında yapılan çalışmaların tamamen yanlış olduğu ortaya çıkıyor. Hatta ve hatta bu yaklaşımın, bu metodolojinin çok ağır sakatlıklara sebebiyet verebileceği tespit ediliyor.

Gelişen bu olay sonrasında Konyaspor maçına geliyoruz. Maç öncesinde teknik direktör tarafından performans antrenörü olarak görev yapan Alper Aşçı’nın istenen antrenman planlarını ve çalışmaları gerçekleştirme konusunda göstermiş olduğu eksiklikler sebebiyle görev tanımı değiştiriliyor. Yapması gerek konudaki performansı, tutumu, yaklaşımı olumsuz olarak değerlendiriliyor, hocanın değerlendirmesidir ve sorumluluk alanı değiştiriliyor, görevine son verilmiyor ve antrenman planlarına da hiçbir şekilde karışmaması ifade ediliyor.

Zaten ne oluyorsa bundan sonra oluyor. Ekip olarak bu görevlerin verildiği kişilerin, sporcuların enerjisini, verimliliğini ve motivasyonunu düşürücü davranışları artarak, aleni bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor. Süreç ilerledikçe görevlerde aksaklıklar oluşuyor ve bize göre bu mevcut işleyişin başarısız olması için de çaba gösteriyorlar.

Gelelim Beşiktaş maçına. Beşiktaş maçı öncesi gerek tesis içerisinde çalışanları, gerek teknik ekipteki çalışanları gerek futbolculara yönelik takım antrenmanlarından yönetim tarzına kadar pek çok konuda eleştirel ifadeler kullanarak takımın tüm bileşenlerini maç öncesinde olumsuz etkilemek amacıyla acayip çaba sarf edildi. Bu çok aleni, gizli değil. Hatta bunu maç gününe taşıyorlar. O gün maçta bir prim açıklanıyor. Primin dağıtılış şeklinin, miktarının yetersiz olduğu, mevcut idari yönetimin yetersiz olduğu; hiçbir konuda tecrübesi olmadığı ifade edilerek; aleni şekilde konuşmaya başlıyorlar.

Sonra maça gidiyorlar, soyunma odasına geliyorlar ve o gün soyunma odasında yerde daha evvel orada olmayan rulolu bir halı var. Bir antrenör birine soruyor, “Bu halı niye burada” diyor. Bu arkadaşlardan biri halıyı göstererek; “Bugün Beşiktaş bizi yenecek. Hocanın cenazesini halıya saracağız” diyor. Aynen bu kelimelerle.

Bu olumsuz ifadeleri de oyuncuların içerisinde seslendirerek, “Bu takımı yenemeyiz, kalitemiz yok. Bu hoca bu işi bilmiyor” gibi yorumlarda bulunup yapıyorlar. Stada geliyorlar, maç başlayacak böyle söylemler içerisinde motivasyonu düşürmek için çaba harcıyorlar. Maç berabere bitiyor. İstedikleri olmuyor. Maç bitince bu sonucun hiçbir işe yaramadığını, ne prim aldıklarını, ne de hocanın gönderilme durumu olmayacağını söyleyerek; yaşadıkları hayal kırıklığını açık açık ifade ediyorlar. Bu tutum ve davranışlar tüm maçlar sürecinde giderek artıyor ve teknik direktörden Samandıra’daki tüm personele kadar herkesi olumsuz etkiliyor.

Geliyoruz, Spartak Trnava maçına. Kamp yapılan otelde özelikle bazı oyuncular üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaya çalışıyorlar ve teknik ekipteki kişilere de yani yemek masasında oturup safınızı belli edin diyorlar. O tarafta mısın, bu tarafta mısın diye söylemlerde bulunuyorlar. Bunu söyleyecek kadar kendilerinde cürret görüyorlar, ileriye gidiyorlar. Maç öncesi yardımcı antrenör Turgay Altay oyunculara diyor ki; “Yönetimden bilgi aldım. Hocaya görevden alındığı tebliğ edilmiş. Bırakacağı tarihte söylenmiş”.

Bir halı vardı ya, bu halı bu sefer stada geldiklerinde yere serilmiş. Yine görüyorlar halıyı. Diyor ki “Bu sefer cenazeyi kesin kaldırıyoruz”. Biz yenileceğiz, kötü bir sonuç çıkacak ve hocanın orada görevine son verilecek. Onlarda cenazeyi kaldıracak. Tabii maç kazanılıyor, iş yine istedikleri gibi bitmiyor. Ertesi gün Samandıra’ya geldiklerinde “Fenerliler yüzünüz gülüyor. Maçı kazandınız ya”. Aynen bu ifadelerde bulunuyorlar.

Biz bu hocalarla yolumuza devam edemeyeceğimiz kararını veriyoruz. Fakat aynı zamanda bir şüphemiz var. İçeriden dışarıya bilgi sızmasıyla ilgili şüphemiz var. Bu hocaların işlerine bilhassa cuma mesai saati sonrası son veriyoruz ki, eşyalarını toplamasınlar. Hatta Samndıra’ya girmelerini yasaklıyoruz. Niye yasaklıyoruz? Biz bunu bilerek yaptık. Hazırlıksız yakalansınlar diye. İyi ki de yapmışız. Çünkü ondan sonra kötü şeyler oldu. Bu arkadaşların bilgisayarında, bilhassa birinin bilgisayarında görüyoruz ki 28 Haziran’dan itibaren, yani sezon açılışından itibaren; idman programları, idman performans verileri; idmanlarla ilgili tüm görüntüler video dahil; tüm maç istatistikleri ve raporlarını dışarıya sızdırıyorlar. Yani kulübün kendi sisteminden, mail adresinden kendi kişisel gmail adresine yolluyor. Oradan da bir üçüncü kişiye dışarıya sızdırıyor. Bu bilgiler, görüntüler zaten kulübün mülkiyeti. Şimdi bir taraftan değişime inanmıyorlar diyoruz; zaman içinde köstek olmaya başlıyorlar diyoruz, sonra aleni bir şekilde bu işi söyleme çeviriyorlar. Ondan sonra da yollarımızı ayırmayı planlayıp tesislerde bilgisayarlarını incelediğimiz zaman ise bu bilgilerin dışarıya sızdırıldığını görüyoruz. Ne amaçla, niye bilemiyorum. Sizin özel bilginiz dışarıya sızdığı zaman bir sürü yere gidebilir.

Sonra daha ironik bir durum ortaya çıkıyor. Samandıra’daki bilgisayar sistemi; hard disklerde tüm veriler toplanıyor. Teknik kadro, hoca, ilgili kişiler oradan o bilgileri alıyorlar. O bilgiler kulübün bilgisayarları içinde. İronik durum şu. Geçen senenin bütün idman verileri performans dataları silinmiş. Niye bu silindi dediğimiz zaman, “Yeterli hafıza yoktu” deniliyor. Hafıza bu devirde 600-700 dolar. Çağırıyorsun bilişimden ilgili yöneticini, diyorsun ki bize daha fazla hafıza lazım. Hafıza yükleniyor. Bu kadar basit.

Niye bunlar bu kadar önemli. Bugün atıyorum bir oyuncumuzun geçen sezon eylül ayı ortasında ekim başında veya ilk milli arada idman performansları nasıldı? Hangi metodoloji ile hangi reaksiyonları gösterdi? Bunlar yok. Karşılaştırma imkanımız yok.

Söylemek istediğim bir taraftan mevcut bilgiler dışarıya sızdırılıyor bir taraftan geçen senenin mevcut bilgileri siliniyor. Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman belki de geç kaldık. Eylemler ve aleni söylemler var. Yeni hocayı beğenmiyor olabilirsiniz. Zayıf bulabilirsiniz. Çalışma sistemine katılmayabilirsin. Yetersiz bulabillirsiniz ama siz oradan ekmek yiyorsanız sadakatiniz aidiyetiniz orayadır ve elinizden gelen her şeyi oranın başarılı olması için yaparsınız. Burada bu söz konusu değil.

O yüzden herhalde bu arkadaşlarla sıkıntılı bir süreç yaşayacağız. Hem elinden geleni yapmıyor hem iyi olmaması için ekstra efor sarfediyor. Biz sanayiden gelen insanlarız sanayide böyle bir şey olsa endüstriyel casusluk denir buna.

Hiçbir şekilde kabul edilemez bir durum. Her zaman herşeyi aynı anda söylemiyorum. Bekliyorum, bakalım çıkıp ne diyecekler. Bunun devamı da var. O yüzden şimdilik bunu burada noktalayalım. Fenerbahçe taraftarına sesleniyorum siz tribünde işler kötü giderken bağırıp çağırırken bizlerin nelerle uğraştığını, nasıl bir mücadele verdiğini unutmayın.

Siz bize inanmazsanız, sizin inancınız kaybolursa biz muvaffak olamayız. O yüzden bu dediklerimi lütfen etraflıca tartın değerlendirin, bizim iyi niyetimizden de şüphe etmeyin. İşler yoluna girecektir, belki beklediğimizden daha fazla zaman alıyor. Futbol takımımız sahada mücadele ediyor. Ben bunu futbolcularımıza da söyledim. Biz saha dışında da pek çok yerde mücadele ediyoruz. O yüzden her daim desteğinize ihtiyacımız var. Bu desteği bizden esirgemeyin. Yeniden yapılanma dedik. Sadece futbol konusunda değil pekçok konuda yeniden yapılanma var.

Lütfen büyük resmi görün. Neler yaşandığını daha iyi anlayın. Kızdığınız olaylar var; evet haklısınız ama iki maçta top kaleye girse bambaşka bir şey olacak. Lütfen kısa vadeli kızgınlığınızı uzun vadeli hedefleri heba etme adına uzun vadeli planlara ciddi anlamda zarar verme adına göstermeyin. Arkamızda olun, bize inanmaya devam edin. Biz buraya sistem değiştirmeye geldik, sadece Fenerbahçe’de değil genel olarak Türkiye’deki futbol düzeniyle ilgili de yapmak istediklerimiz var.

  • Hayran
  • Mutlu
  • Üzgün
  • Kızgın
  • Sıkıcı
  • Korkunç
Hangi Marka Hangi Ülkenin | Amerikan Malları Listesi